Cumhurbaşkanı Donald Trump, 30 Mart 2026 Pazar günü Truth Social'da yaptığı paylaşımda İran'ın Washington'ın 15 maddelik talep listesinin "büyük bölümünü" kabul ettiğini açıkladı; görüşmelerin Tahran'daki "yeni ve daha makul rejim" olarak nitelendirdiği yönetimle sürdüğünü belirtti. Bu açıklama, ABD-İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonunun 30. gününde ve Hürmüz Boğazı'nın üst üste üçüncü gün neredeyse sıfır ticari deniz trafiğine sahne olmasından saatler sonra geldi.
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği boğaz, Şubat sonundan bu yana fiilen kapalı bulunuyor. 29 Mart'ta denizcilik istihbarat şirketi Windward AI, Basra Körfezi'nden yalnızca iki dökme yük gemisinin çıktığını ve bir ham petrol tankerinin girdiğini takip etti; Uluslararası Enerji Ajansı bu hacmi "modern tarihteki küresel enerji ve gıda güvenliğine yönelik en büyük aksama" olarak tanımladı. Brent ham petrol, Cuma günü varil başına 103,40 dolarla kapandı; bu rakam, çatışmaların başladığı 28 Şubat'tan bu yana yüzde 50'nin üzerinde bir artışa işaret ediyor.
Diplomatik tablo Pazar günü belirgin biçimde değişti. Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanları, 29 Mart'ta müzakere yoluyla bir çözüm için koordineli baskı oluşturmak amacıyla İslamabad'da toplandı. Pakistan, çatışmanın başından bu yana Washington ile Tahran arasındaki birincil arka kanal rolünü üstlendi; NPR'ın 15 maddelik bir çerçevenin iletildiğini haberleştirmesinin ardından İslamabad bu rolünü Cuma günü kamuoyu önünde teyit etti. Çerçevenin İran'ın nükleer programını, kademeli yaptırım rahatlamsını ve aşamalı ABD askeri çekilme takvimini kapsadığı belirtilse de hiçbir hükümet tam içeriğini açıklamadı.